Reklam
Reklam

Pentagon'dan Dünyayı Sarsan İtiraf: İkinci Dünya Savaşı'ndan Sonra Bir İlk!

Yayınlanma Tarihi : Google News
Pentagon'dan Dünyayı Sarsan İtiraf: İkinci Dünya Savaşı'ndan Sonra Bir İlk!
Advert

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, İran’ın en değerli savaş gemisi Süleymani’nin Hint Okyanusu’nda batırıldığını ve 2003 Irak operasyonundan iki kat daha fazla hava gücü kullandıklarını resmen açıkladı

Ortadoğu ve Hint Okyanusu ekseninde dünya tarihinin en kritik askeri operasyonlarından biri yaşanırken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) sarsıcı açıklamalarda bulundu. ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı General Dan Caine, ABD-İsrail koalisyonunun İran’a yönelik başlattığı kapsamlı askeri harekatın 5. gününde kameraların karşısına geçti. Yapılan açıklamalar, bölgedeki askeri dengelerin sadece günler içerisinde nasıl radikal bir biçimde değiştiğini ve küresel güvenlik mimarisinin yeni bir döneme girdiğini kanıtlar nitelikteydi. Hegseth, operasyonun dozunun her geçen saat arttığını ve İran’ın stratejik askeri varlıklarının sistematik olarak imha edildiğini iddia etti.

"IRAK OPERASYONUNDAN İKİ KAT DAHA GÜÇLÜYÜZ"

Pentagon’da düzenlenen basın toplantısında Bakan Pete Hegseth, kullanılan askeri kapasitenin boyutlarını çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Hegseth, şu an yürütülen operasyonda ABD ordusunun İran’a karşı, 2003 yılındaki Irak’ın işgali (Irak’a Özgürlük Operasyonu) sırasında kullanılan hava gücünden tam iki kat daha fazla kapasite ayırdığını belirtti. Bu gücün, İsrail’in son dönemdeki 12 günlük operasyon hacminin yedi katına tekabül ettiğini vurgulayan Savunma Bakanı, "Daha büyük saldırı dalgaları geliyor, hızlanıyoruz, yavaşlamıyoruz. Amerika, Başkan Donald Trump’ın doğrudan komutası altında, kesin, yıkıcı ve acımasız bir şekilde kazanıyor" ifadelerini kullandı.

Hegseth’in iddiaları arasında en dikkat çekeni ise İran Hava Kuvvetlerinin neredeyse tamamen saf dışı bırakıldığı yönündeydi. Bakan, İran’ın hava savunma ve saldırı kapasitesinin çöktüğünü savunurken, donanmanın da ağır bir darbe aldığını ve artık "Basra Körfezi’nin dibinde yattığını" ileri sürdü. Bu açıklamalar, operasyonun sadece sınır ötesi bir hava harekatı değil, topyekun bir askeri tasfiye süreci olduğunu gösteriyor.

HİNT OKYANUSU'NDA TARİHİ TORPİDO SALDIRISI

Operasyonun en sansasyonel detayı ise Hint Okyanusu açıklarında yaşandı. ABD Savunma Bakanı, İran’ın bölge dışındaki en stratejik varlıklarından biri olan ve "en değerli savaş gemisi" olarak nitelendirilen Süleymani adlı geminin bir Amerikan denizaltısı tarafından batırıldığını duyurdu. Basın mensuplarıyla paylaşılan görüntülerde, uluslararası sularda seyreden geminin tek bir torpido vuruşuyla imha edildiği görüldü.

Hegseth, bu saldırının askeri tarih açısından önemini şu sözlerle vurguladı: "Bu, İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana bir düşman gemisinin torpido ile batırılmasının ilk örneğidir." Bir ABD hızlı saldırı denizaltısının tek bir Mark 48 torpidosu kullanarak gemiyi saniyeler içinde sulara gömdüğünü belirten bakan, İran donanmasının artık küresel sular için bir "etken" olmaktan çıktığını savundu. Öte yandan Sri Lanka Donanması, Galle kenti açıklarında "imdat" çağrısı yapan İran gemisinin battığını teyit ederken, gemideki 180 personelden 101'inin hala kayıp olduğu ve arama kurtarma çalışmalarının sürdüğü bilgisini paylaştı.

TÜRKİYE HAVA SAHASINA YÖNELEN FÜZE VE NATO

Basın toplantısında gündeme gelen bir diğer kritik başlık ise Türkiye’yi yakından ilgilendiren hava sahası ihlali girişimiydi. İran’dan ateşlendiği ve Türk hava sahasına yöneldiği tespit edilen bir füzenin, NATO’nun entegre hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği bilgisi teyit edildi. Bakan Hegseth, bu olayın farkında olduklarını ancak bu durumun NATO’nun meşhur "5. Maddesi"ni (toplu savunma maddesi) tetikleyecek bir gelişme olarak değerlendirilmediğini söyledi. Hegseth, bu açıklamayla krizin bir NATO-İran savaşına evrilmesini şu aşamada istemediklerinin sinyalini verdi.

ABD birliklerinin güvenliği konusuna da değinen Savunma Bakanı, Amerikan askerlerinin yüzde 90’ından fazlasının İran’ın konvansiyonel ateş menzilinin dışında konuşlandırıldığını vurguladı. Ancak İran’ın ve vekil güçlerinin sivil hedeflere, büyükelçiliklere ve üslere yönelik asimetrik saldırı, füze ve tek yönlü saldırı dronları (kamikaze İHA) kullanma kapasitesinin hala sürdüğünü ve bu konuda teyakkuzda olduklarını ekledi.

"SUİKAST GİRİŞİMİNE YANIT VERİLDİ"

Bakan Hegseth’in konuşmasının siyasi ve psikolojik boyutu ise oldukça sertti. Hegseth, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik geçmişteki suikast girişimlerine atıfta bulunarak, bu girişimleri organize eden birliğin liderinin yakalandığını iddia etti. "İran, Başkan Trump’ı öldürmeye çalıştı ve son gülen Başkan Trump oldu" diyen Hegseth, operasyonun bir nevi "hesap sorma" niteliği taşıdığını da gizlemedi. Bu açıklamalar, ABD yönetiminin askeri operasyonu sadece bölgesel bir güvenlik meselesi olarak değil, aynı zamanda ulusal egonun ve başkanlık otoritesinin korunması olarak gördüğünü kanıtlıyor.

CAINE: 100 SAATTE 2 BİN HEDEF VURULDU

ABD Genelkurmay Başkanı General Dan Caine ise sahadaki askeri verileri paylaştı. Operasyonun başladığı andan itibaren geçen ilk 100 saatlik sürede, İran genelinde 2 binden fazla hedefin vurulduğunu belirten Caine, imha edilen unsurlar arasında sadece binaların değil, kritik askeri platformların olduğunu söyledi. Caine, "Bölge dışındaki fırkateyne ek olarak, bir denizaltı da dahil olmak üzere 20'den fazla İran savaş gemisini imha ettik" dedi.

Caine, özellikle Basra Körfezi’nde kurulan mutlak üstünlüğe dikkat çekerek, İran’ın deniz gücünün büyük oranda etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Ancak General Caine, operasyonun henüz bitmediği ve oldukça karmaşık aşamaların devam ettiği konusunda uyarıda bulundu. Operasyonun "kesin ve yıkıcı" bir galibiyetle sonuçlanması için hava ve deniz baskısının süreceğini ifade eden Caine, müttefik devletlerle koordinasyonun en üst düzeyde olduğunu hatırlattı.

KÜRESEL ETKİLER VE BELİRSİZLİKLER

ABD’li yetkililerin paylaştığı bu bilgiler, İran’ın askeri kapasitesinin büyük bir yıkımla karşı karşıya olduğunu gösterse de, bölgedeki insani maliyet ve olası misillemeler konusundaki endişeler devam ediyor. Özellikle Hint Okyanusu’ndaki gemide bulunan 101 denizcinin kaybolması ve onlarca yaralının durumu, krizin insani boyutunu gözler önüne seriyor. Ayrıca, İran’ın "vekil güçler" (proxies) üzerinden bölgedeki Amerikan ve müttefik çıkarlarına karşı başlatabileceği asimetrik saldırıların, çatışmayı daha geniş bir coğrafyaya yayıp yaymayacağı merak konusu.

ABD’nin bu "acımasız ve yıkıcı" olarak tanımlanan yeni doktrini, müttefik devletler arasında da farklı yankılar uyandırıyor. Türkiye gibi NATO üyesi ülkelerin hava sahasının korunması konusunda verilen güvenceler önemli olsa da, bölgedeki topyekun bir savaşın ekonomik ve göçmen krizi gibi yan etkileri küresel bir risk unsuru olarak masada durmaya devam ediyor.

Sonuç olarak, Pentagon’dan gelen açıklamalar, İran’ın konvansiyonel askeri gücünün ciddi oranda yıpratıldığını ve ABD’nin bölgede eşi benzeri görülmemiş bir hava ve deniz hakimiyeti kurduğunu iddia ediyor. "Hızlanıyoruz, yavaşlamıyoruz" mesajı veren Washington yönetimi, operasyonun hedeflerine ulaşana kadar vites düşürmeyeceğini tüm dünyaya ilan etmiş durumda. Ortadoğu’nun ve küresel deniz ticaret yollarının geleceği, önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek "daha büyük saldırı dalgalarının" sonuçlarıyla şekillenecek.

 

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam

Yorum Gönder

Yorumlar