İsrail'de askerliği reddeden ultra-Ortodoks Yahudiler Kudüs'ü birbirine kattı. Tuğgeneral'in evi basıldı, yollar kapatıldı. İsrail ordusundaki asker krizi büyüyor.
İsrail’de asker kaçağı ultra-Ortodoks Yahudilerin (Haredi) gözaltına alınmasıyla başlayan gerilim tırmanıyor. Yüzlerce gösterici Batı Kudüs’te ulaşımı felç ederken, askeri yetkililer personel eksikliği konusunda uyarılarını sürdürüyor.
İsrail’de dindar Haredi toplumunun zorunlu askerliğe karşı başlattığı protestolar şiddetlenerek devam ediyor. Ülke genelinde askerlikten kaçan Haredilere yönelik gözaltı operasyonlarının bu hafta yeniden ivme kazanması, ultra-Ortodoks Yahudileri sokağa döktü.

İsrail’in Kanal 12 televizyonunun aktardığı bilgilere göre, yüzlerce askerlik karşıtı Haredi, Batı Kudüs’e giriş sağlayan stratejik bir köprüde toplandı. Köprüyü bir süreliğine trafiğe kapatan eylemciler, dini eğitimlerini gerekçe göstererek askere gitmeyi reddeden gençlerin polis tarafından gözaltına alınmasını protesto etti.
Gösteriler sadece Kudüs ile sınırlı kalmadı. Dün Batı Kudüs’teki Golda Meir kavşağında yolu kapatmak isteyen gruplar ile İsrail polisi arasında sert arbedeler yaşanırken, Askalan (Aşkelon) kentinde tansiyon daha da yükseldi.

Askalan’daki protestolarda, gözaltına alınan Haredi öğrencilere destek veren yüzlerce gösterici, Askeri Polis Komutanı Tuğgeneral Yuval Yamin’in evini hedef aldı. Bahçe duvarlarından atlayarak evin içine girmeye çalışan protestocular, güvenlik güçlerinin müdahalesiyle karşılaştı.
Protestoların gölgesinde kalan en kritik detay ise İsrail ordusunun kapasite sorunu. İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, Mart ayında yaptığı değerlendirmede ordunun asker sayısındaki ciddi eksiklik nedeniyle zorlandığını açıkça ifade etmişti. Zamir, Haredilerin askere alınmamasının ordunun harekat kapasitesini ve savunma dengelerini olumsuz etkilediğini vurgulamıştı.

Yaklaşık 10 milyon nüfusa sahip İsrail’de, Harediler toplam nüfusun yüzde 13’ünü oluşturuyor. Toplumun en hızlı büyüyen kesimi olan Harediler, laik devlet düzenine mesafeli duruşları ve "hayatlarını sadece dini eğitime adamaları gerektiği" inancıyla zorunlu askerlik görevini yerine getirmeyi reddediyor.
Hükümetin askerlik muafiyetini kaldırmaya yönelik hukuki ve idari adımları, dindar kesim ile laik kesim arasındaki toplumsal fay hattını daha da derinleştirirken, ordunun personel ihtiyacı ile dini hassasiyetler arasındaki düğüm henüz çözülebilmiş değil.
Yorumlar