Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Milli Türk Talebe Birliği’nin 44. Ananevi İftarı’nda yaptığı konuşmada, küresel sistemde güç siyasetinin egemenliğine dikkat çekerek, Türkiye’nin hem güçlü hem de haklı olması gerektiğini vurguladı
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İstanbul’da Birlik Vakfı Genel Merkezi’nde gerçekleştirilen "Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) 44. Ananevi İftarı" programına katılarak önemli açıklamalarda bulundu. Ramazan ayının manevi ikliminde gençlerle ve vakıf üyeleriyle bir araya gelen Yılmaz, konuşmasında bölgesel savaşlardan küresel güç dengelerine, Türkiye’nin kalkınma hedeflerinden gençliğin taşıdığı büyük sorumluluklara kadar geniş bir yelpazede stratejik mesajlar verdi. Özellikle Orta Doğu’da süregelen çatışmalara ve "güç siyaseti" zihniyetine eleştiriler getiren Yılmaz, Türkiye’nin "iç cepheyi güçlendirme" stratejisinin hayati önemini bir kez daha hatırlattı.
ASIRLIK ÇINARIN GÖLGESİNDE BİR RAMAZAN AKŞAMI
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasına katılımcılara Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın selamlarını ileterek başladı. Ramazan ayının sadece bir ibadet ayı değil, aynı zamanda ilim ve hikmet ayı olduğuna değinen Yılmaz, Kur’an-ı Kerim’in "oku" emriyle başlayan mesajının gençlik için rehber niteliğinde olduğunu ifade etti. Milli Türk Talebe Birliği’nin (MTTB) Türkiye’nin gençlik tarihindeki özel yerine vurgu yapan Yılmaz, bu teşkilatı "110 yaşında asırlık bir çınar" olarak nitelendirdi.
MTTB’nin kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin düşünce dünyasına yön veren pek çok fikir adamı ve mütefekkiri bağrında yetiştirdiğini anlatan Yılmaz, Üstad Necip Fazıl Kısakürek’in "Ne zemin ne de bir teras katıyız, Biz vatan köşkünde çökmez çatıyız" dizelerini hatırlattı. Bu teşkilatın sadece bir öğrenci birliği olmadığını, aynı zamanda Türkiye’nin siyaset, akademi ve kültür dünyasını şekillendiren bir okul olduğunu belirten Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da bu ocağın tedrisatından geçmiş olmasının, MTTB’nin devlet yönetimindeki etkisini gösteren en somut örnek olduğunu dile getirdi.
KÜRESEL GÜÇ SİYASETİ VE HAKLILIK MÜCADELESİ
Dünya siyasetinin içinden geçtiği zorlu sürece dair derinlemesine analizler paylaşan Cevdet Yılmaz, günümüz küresel nizamında "güç" kavramının çarpık bir şekilde kullanıldığını ifade etti. Dünyada şu anda "Ben güçlüysem istediğim her şeyi yaparım" zihniyetinin hakim olduğunu söyleyen Yılmaz, bu durumun uluslararası hukuk ve adaleti zedelediğini belirtti. Ancak sadece haklı olmanın bugünün dünyasında hayatta kalmaya yetmediğini acı bir dille ifade eden Yılmaz, "Sadece haklı olmak maalesef yetmiyor, güçlüler gelip sizi eziyorlar. Önemli olan hem güçlü olmak hem de haklı olmaktır" diyerek Türkiye’nin "Milli Teknoloji Hamlesi" ve "Savunma Sanayii" yatırımlarının altında yatan felsefeyi özetledi.
Türkiye’nin her zaman hukuku, barışı, sulhu ve diplomasiyi savunmaya devam edeceğini vurgulayan Yılmaz, güçten aldığı yetkiyle zulmedenlerin karşısında, haktan aldığı güçle duran bir Türkiye profilinin önemine değindi.
BÖLGESEL SAVAŞLAR VE ETNİK FAY HATLARI
Bölgedeki sıcak çatışmalara, özellikle ABD, İsrail ve İran arasındaki gerilimlere dikkat çeken Yılmaz, Orta Doğu coğrafyasının uzun yıllardır etnik ve mezhebi fay hatlarının kaşınması nedeniyle büyük bedeller ödediğini söyledi. Toplumların yapay bölünmelerle karşı karşıya getirildiğini ifade eden Yılmaz, bu durumun hem büyük insani kayıplara yol açtığını hem de bölge ülkelerinin kalkınma enerjisini sömürdüğünü belirtti.
"Bölgemiz savaşlardan çok çekti" diyen Yılmaz, Türkiye’nin dış politika vizyonunun temelinde hem ülke içinde hem de bölgede sulh ve barışın tesisi olduğunu kaydetti. Çatışan tarafların bir an evvel müzakere masasına dönmesi gerektiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Yardımcısı, barışın olmadığı bir iklimde ekonomik refahın ve insani gelişimin mümkün olmayacağını ifade etti.
İÇ CEPHETİ GÜÇLENDİRMEK: EMREPERYALİZME KARŞI EN BÜYÜK SİLAH
Türkiye’nin maruz kaldığı emperyalist oyunların boşa çıkarılması için "iç cephenin" sağlam tutulması gerektiğini belirten Yılmaz, son dönemde sıkça vurgulanan milli birlik ve beraberlik mesajını yineledi. İç cephedeki kırılganlıkların dış müdahalelere zemin hazırladığını hatırlatan Yılmaz, kaynakların gereksiz tartışmalar ve polemikler yerine kalkınmaya harcanması gerektiğini söyledi.
Türkiye’nin terörle mücadelesinin ekonomik maliyetine dair çarpıcı bir rakam paylaşan Yılmaz, terörün yol açtığı doğrudan ve dolaylı ekonomik kaybın 2 trilyon doların üzerinde olduğunu hesapladıklarını bildirdi. Bu devasa kaynağın teröre değil de eğitime, sağlığa ve teknolojiye harcanmış olması durumunda Türkiye’nin bugün bambaşka bir refah seviyesinde olacağını belirten Yılmaz, "Kardeşliğimizi yücelterek Türkiye Yüzyılı'nı hep birlikte inşa etmeliyiz" dedi.
GAZZE VE KUDÜS HASSASİYETİ: İNSANLIĞIN VİCDAN SIZISI
Konuşmasında Gazze’de yaşanan insani drama geniş yer ayıran Yılmaz, Filistin meselesinin MTTB’nin hafızasında ve vicdanında her zaman en öncelikli başlık olduğunu hatırlattı. Gazze’de yıkılan şehirlerin ve katledilen sivillerin sadece Müslümanların değil, tüm insanlığın ortak acısı olduğunu söyleyen Yılmaz, ramazan ayının bu yıl Filistin’deki zulüm nedeniyle buruk geçtiğini ifade etti.
Mescid-i Aksa’nın korunması ve Filistin halkının meşru haklarının savunulması konusunda Türkiye’nin kararlı duruşunun süreceğini belirten Yılmaz, gençlerin bu davaya sahip çıkmasının adalet ve hakkaniyet duygusunun nesilden nesile aktarılması bakımından hayati olduğunu vurguladı.
GENÇLİĞİN UFUK ÇİZGİSİ VE MİLLİ TEKNOLOJİ AKADEMİSİ
Cevdet Yılmaz, MTTB bünyesinde hayata geçirilen "Milli Teknoloji Akademisi" gibi çalışmaları büyük bir memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, kalkınmanın merkezinde "insan" olduğunu söyledi. Üniversite gençliğinin sadece akademik başarıyla değil, aynı zamanda sağlam bir ahlaki duruş ve sorumluluk bilinciyle yetişmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, "Milletin istikbali, yetiştirdiği genç nesillerin karakteriyle doğru orantılıdır" dedi.
Eski bir Kalkınma Bakanı olarak tecrübelerini paylaşan Yılmaz, kalkınmanın sadece binalar ve yollar yapmak olmadığını, asıl kalkınmanın ortak hedefler etrafında organize olabilen nitelikli insan gücüyle gerçekleşeceğini dile getirdi.
YENİ BİR DÜNYA DÜZENİ VE TÜRKİYE’NİN STRATEJİK KONUMU
Dünya düzeninin büyük bir değişim ve dönüşüm sürecinden geçtiğini anlatan Yılmaz, Soğuk Savaş döneminin kalıntılarının yıkıldığını ancak yeni bir düzenin henüz tam olarak kurulmadığını belirtti. Bu geçiş süreçlerinin "en tehlikeli dönemler" olduğunu vurgulayan Yılmaz, bu tür kaotik zamanlarda sağlam durabilen ülkelerin dünya hiyerarşisinde çok daha üst noktalara çıkma şansı yakaladığını söyledi.
Türkiye’nin bu zorlu dönemde en büyük avantajının "dirayetli liderlik" ve "tecrübeli kadrolar" olduğunu ifade eden Yılmaz, "Güçlü ve dirençli bir toplumsal bünyemiz var. İstikrar içinde, bu zorlu geçiş dönemini de başarıyla atlatacağız" dedi. Türkiye Yüzyılı vizyonunun; ekonomi, teknoloji, sağlık ve sivil toplumun tüm unsurlarıyla topyekun bir kalkınma hamlesi olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.
Programın sonunda eski TBMM Başkanı İsmail Kahraman ve MTTB Genel Başkanı Tahsin Başarı, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz’a teşriflerinden dolayı teşekkürlerini ileterek günün anısına hatıra fotoğrafı çektirdiler.
Yorumlar