Reklam
Reklam

Bakan Tekin ve İletişim Başkanı Duran'dan Dijital Çağ Uyarısı: "Çocuklarımız İki Farklı Evrende Yaşıyor"

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı'nın düzenlediği "Dijital Çağda Güvenli Toplum" panelinde, Bakan Tekin ve İletişim Başkanı Duran, dijital çağın çocuklar üzerindeki risklerini ve çözüm önerilerini açıkladı.

Yayınlanma Tarihi : Google News
Bakan Tekin ve İletişim Başkanı Duran'dan Dijital Çağ Uyarısı:
Reklam

Bakan Tekin, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen "Dijital Çağda Güvenli Toplum: Riskler ve Çözümler Paneli"nin katılımına katıldı.

 

Katılımcılara hitap eden Tekin, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'taki okul saldırılarında ölen öğretmenlerin ve ölenlerin Allah'tan rahmeti, yaralılara acil şifalar diledi. 

 

Bu ağır hadiselerden herkesin aynı acısını, endişe ve sorumluluk duygusuyla etkilendiğini belirten Bakan Tekin, okullarda insanların yaşamları ve kimyası de huzur içinde mesleklerini yapabilme ortamını sağlamanın aslı faaliyetlerinin olduğunu ifade etti.

 

Çocukların güvende bir iklim okuli, ailelerinin için in rahat olduğu bir sosyal hayat, cerrahi işyerlerini huzurla başarabildiği bir eğitim ortamı ve dijital mecralarda esnek bir gençlik patlama aynı sorumluluk perspektifi içinde gördüklerini söyleyen Tekin, bu sorumluluğun bedelinin yolunun -yaşananları reaksiyonun dar alanda tüketilmesinden- aileden okula, dijital mecralardan akrane, hizmetlerinden yardım almaktan geniş bir perspektifle ele almaktan vazgeçti.

 

Bugünün dünyasının eski boyutları, güvenlik öngörüleri ve kabullerle, eski iletişim kalıplarıyla okunamayacak kadar farklı, hızlı ve çok katmanlı bir yapıya kavuştuğunu aktaran Tekin, "Bu değişim en çok da yaşayanın kendini gösteriyor. Aile ile çocuklar arasındaki temas, okul ile öğrenciler arasındaki bağ, arkadaşların toplumunun etkisi, öğretmenin rehberliği ve büyüklerin çocuk üzerinde onu kurtaran küre yeni sınavlarla karşı karşıya kalıyor." değerlendirmesinde bulundu.

 

Çocukların aynı anda iki ayrı dünyada olup olmadıklarının çizen Tekin, şöyle devam etti:

 

"Biri evi, ailesi, okulu, öğretmenleri, arkadaşlarının olduğu bir evren... Diğer tarafta ise sınırı çoğu zaman bizim göremediğimiz dil de tam olarak çözüyoruz, uzakta küresel platformların parası, yaşında ve gidebileceği devasa dijital bir evren var. Çocuklarımız kendi başlarına oturuyor ama kalbinin olmadığı, dünyanın öbür ucundaki bir şiddete, bir öfkeye, bir yalnızlığa, bir fantezisine, bir sahte aidiyet vaadine temasına sahip olabiliyor. davranışlarından çözümleyebiliyorduk ama bugünün gündelik hayatımızın gözümüzün önünde akarken onları içerenlerin, seslerin, sembollerin ve telkinlerin önemli bir kısmı bizim göremediğimiz bir alanda şekilleniyor."

 

"ARTIK GENİŞ ZEMİNDE HEP BERABER TARTIŞMAK MECBURİYETİNDEYİZ"

Bakan Tekin, "görmek" kavramının çocukların hangi duyguyla ekran başına geçtiğini, orada hangi duyguyla kalktığını, kimlerle temas kurduğunu, hangi kelimelerin benimsediğini ve hangi davranışlarda keskin değişimlerin farklı hızlarda olduğunu dile getirdi.

 

Çocukların sessizliğinin, öfkesinin, arkadaşlarının çevresinden kopuşunun ve ailesiyle kurduğu bağdaki incelmenin zamanında anlaşılmasının önemine işaret eden Tekin, "Zira bugünün dijital dünyasında, mevcutın başına büyük imkânlar açılıncaya kadar onları daha önce hiçbir neslin, hiçbirimizin karşılaşmadığı türden büyük risklerle yüzleşmek bırakmıştır. Bilgiye erişimi çok kolaylaştı ama birlikte erişime erişim de çok kolaylaştı. yardımlaşma yapılarında aynı oranda artış yaşandı." dedi.

 

Çocukların merakının, çocuklarının elinde bir kapıdan diğerine yayılan bir bölünmeye dönüştüğünü kaydeden Tekin, şunları kaydetti:

 

"Bizim arayışımız, tamamen mahkûm etmek ya da takiplerimizi çağın olanaklarından mahrum bırakmaktan kaçışın teknolojiyle sağladığı bu ilişkiler bir istikamete kavuşturmak, onları güvenli ve ahlaki bir öğrenme iklimine yöneltebilmektir. tecrübeleri, kimi zaman çevrim içi şiddet grupları, kimi zaman bir başarısız hayranlığı, kimi zaman görünme arzusu, kimi zaman da bütün bunların üst üste bindiği çok karmaşık bir süreç var."

 

"ÇOCUKLARIMIZI PEŞİNEN YARGILAYAN BİR DİLE ASLA İZİN VEREMEYİZ"

Tekin; oyunlar, sosyal medya ve dijital platformlar, psikolojik zorluklar, aile ilişkileri, akran zorbalığı, medya dili, geliştiriciler, çevrim içi alt kültürler gibi kavramların önemine işaret ederek her bileşenin ayrı ayrı desteklenmesi vurgulandı.

 

Ekranın yapılandırdığı aileyle birlikte olduğu süre boyunca dayanmaya başladığı zaman da içi bir bölüm tarafından sürekli beslenmesiyle büyümenin dilin sertleştiğini ifade eden Tekin, şiddet görüntülerinin bireylerin görünümleri ortaya çıkma durumunda genel ağır bir sorumluluğun azalması ve dile gelmesi arttı.

 

"Bu sorumluluğu çocuklarımıza daha erken ulaşmak, yönetimden daha güçlü bağları temin etmek, okulda rehberlik olanaklarını zamanında çalıştırmak ve risk büyümeden koruyucu zemini tahkim etmek için gereklidir. Çocuklarımızı tercih etmek, yaşadıkları ruhsal zorluklar, ilgi alanları veya sessizliklerin peşine düşmek için oradan deneme yapan bir dile de asla izin veremeyiz." diyen Tekin, çocukların sözlerini etiketleyen, onların parçaları olan bağlarının büyüyeceğini kaydetti.

 

Bakan Tekin, "Burada Bakanlık olarak bizim hassasiyetimiz, korku üretmeden, yaftalamadan, meseleyi tek bir sebebe indirgemeden aileyi, okulu, yardım hizmetleri, medya dilini, dijital platformların teşviki ve güvenlik politikalarının aynı koruyucu çerçevesi içerisinde ele almaktır." dedi.

 

"GÜÇLÜ İLETİŞİM KURABİLEN BİREYLERİ BİRİNCİL HEDEFİMİZ, NİTELENDİRDİĞİMİZDE ELEŞTİRİLDİK"

Tekin, 2002'den bu yana bütün eğitim politikalarının odağında insan olan bir yaklaşımı benimsemeye çaba sarf edildiğini bildirdi.

 

Attıkları adım ve geliştirdikleri her bir politikayı, insanın fıtratına uygun temeller ve hürriyetlerini güvence altına alan bir yaşam standardı içinde yayılım için çaba gösterdiklerini vurgulayan Tekin, bunları yaparken karşı karşıya kaldıkları politik direniş ve mülahazalar ile küresel uygulamaların bu konuda ciddi şekilde hak kazandığını dile getirdi.

 

Bakan Tekin, şunları kaydetti:

 

"Çocuklarımızın bu küresel korunmuşlukla doluluk, maneviyat eksikliği, aile gibi bizim önemsediğimiz değerlerden uzaklaşması ve bununla mücadelede panzehir olarak millî ve manevi değerlerimizle bağlantılı, toplumla güçlü iletişim kurabilen bireylerle çalışmayı hedefimiz, ülkemizdekilerle çok ağır eleştirilerle karşı karşıyayız. İnsan hakları gibi gelecekte de oluşturulacak etkinliklerle Nisan ayını değerlendirin, dendiğinde yine eleştirilerle karşı karşıya kaldık."

 

Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin odak noktasında "iyi insan profili" olduğunu vurgulayan Tekin, iyi insan yetiştirildiğinde sağlıklı ve huzurlu bir aile ortamına ve toplumsal yapıya kavuşulacağına işaret etti.

 

"ARZUMUZ, AİLELERİN BU SÜRESİ DAHİLİNDE OLMASI"

Bakan Tekin, önceki yıllarda RTÜK iş birliğiyle sosyal medya okuryazarlığına ilişkin bir projenin başlatıldığını anımsatarak Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nde bulunan okuryazarlık türleri içindeki dijital okuryazarlık becerilerini çok önemsediklerini belirtti.

 

Son iki yılda özellikle eğitim öğretimlerinde veri tabanı çocuklarıyla geçirdiği zamanın önemine işaret eden Tekin, "Bu konuda akademik çalışmalar yayınlandı. Bu konuda diziler sunduk. Bu konuda kamu spotları yaptık. Okullardaki kamu spotları sunduk. Okullardaki veli toplantılarında sunulmak üzere okullarımıza sunulan dosyaları gönderildik. 'Ebeveyn Okulu'nun ömrüyle hayat boyu öğrenme kapsamında kurslar açıldı. Bir etkinlik başardık ama arzumuz ailelerin bu kapsamda olması." diye konuştu.

 

İLETİŞİM BAŞKANI DURAN'IN KONUŞMASI 

İletişim Başkanı Burhanettin Duran, panelin sunumunda yaptığı konuşmada, insanlığın en büyük ve en hızlı dönüşümlerinden birine tanık olduğunu, özelliklerin kolaylaştığını, iletişimin saniyeler içinde küresel boyutlara ulaştığını, sınırların aşındığı bir süre boyunca deneyimlendiğini söyledi.

 

Dijital dünyanın artık hayatın parçası olduğunu belirten Duran, bugün iş hayatından eğitime, kamu hizmetlerinden aile içi iletişim hayatının hemen ona kayıtlı dijital imkanlarla şekillendiğine işaret etti.

 

Duran; internet, sosyal medya, yapay zeka, çevrim içi platformlar ve mobil işletim kolaylıklarından faydalanıldığı ancak her büyük imkânın beraberinde getirdiği büyük bir sorumluluğun da unutulmaması vurgulandı.

 

Dijital çağın, tekliflerin yanında yeni tehditleri ve ciddi meydan okumaları da içinde barındırıldığına dikkat çeken Duran, şöyle konuştu:

 

"Siber saldırılar, kişisel verilerin tükenmesi, dezenformasyon, kopyalanma, dijital strateji, dijital dolandırıcılık, çevrim içi zorbalık ve bunun gibi daha birçok tehdit sayabiliriz. Elbette, bu riskler kamu kurumlarını, medya kuruluşlarının, dijital platformları, aileleri ve toplumun tamamını destekleyen önemli birer güvenlik sorunudur. Hakikatin kendisini bulmak, onu gözetmek herkesin ortak sorumluluğudur. İletişim Başkanlığı olarak bizim temel hedefimiz de hakikat ve adalet merkezli bir iletişim ekosistemini oluşturmaktır. Elimizdeki her türlü olanakla dezenformasyona karşı mücadele ediyor ve epistemolojik ölümlerin önüne geçiyor, sağlıklı bir iletişimin gerçekleşmesine yardımcı oluyor.

 

Bu yetenekki sonlanabilir, yapay zeka teknolojileri ile büyüyen dezenformasyon ve sahte içerik tehditlerine karşı kamu kurallarının web sitelerini, büyük dil modelleri için okunabilir duruma getirdiklerini kaydeden Duran, oluşan yapay zeka araçları tarafından sahte, yalan veya yanlış bilgiler değil; doğruların, teyitli bilgilerin referans toplanmasına katkı sağlandığını bildirdi.

 

"EKRANIN DEVAM ETTİĞİ ZAMAN SADECE BİR OYALANMA HALİ OLARAK GÖRÜLEMEZ"

Duran, dijital dünyanın en hassas hikayelerinden birinin çocuğuna ve çocuklarına dikkat ederek şöyle devam etti:

 

"Her şeyden önce şu hususa dikkatlerinizi çekmek isterim: Bugünün çocukları ve gençleri, dijital dünyanın içine doğuyorlar. İnternet, sosyal medya, video platformları ve çevrim içi oyunlar günlük doğal bir parçası. Bu mecralar doğru dağıtmayı öğrenmeyi sağlayan, gücünü kolaylaştıran ve dünyayla iletişim kurmayı sağlayan çok önemlidır kontrolsüz ve alışverişsiz risklerin ortaya çıkması ölümcül hale geliyor. Çünkü bir oyun ya da gencin ekran başında kalabildiği zaman, sadece bir oyalanma hâli olarak görülemez. bağları, sosyal ilişkiler ve gerçek hayatla Sorunun olumsuz etkileri. Tüm bu değişimlerin siber dünyanın her yerindeki tehlikelerin kol gezdiği bir anarşi ortamı haline gelmesine göz yumamayız. Bu meseleler, açık bir şekilde milli güvenlik ve beka meselesidir."

 

Çocuk ve gençleri dijital dünyanın risklerine karşı korumayı amaçlayan yasal düzenlemenin kısa bir süre önce Meclisten geçtiğini anımsatan Duran, bu yasanın 15 yaş altı çocukların sosyal medya platformlarına erişimini sağlamasını, 15-18 yaş arası üyeleri için de yaşama uygun koruma ve ebeveynlerin desteklenmesini öngördüğünü ifade etti.

 

Düzenlemenin dijital platformları, kullanım sürelerini sınırlama ve hesapları yönetme gibi kontrol mekanizmalarını oluşturmakla yükümlü kıldığını aktaran Duran, aynı zamanda canlı göreli oyunların derecelendirme hakkının de getirildiğini bildirdi.

 

Duran, bunun ihlal edilmesi durumunda oyun platformlarına ciddi yaptırımlar uygulandığını belirterek, "Devletimiz, yeni uygun bu tür yasal düzenlemelerle ve risklere karşı korumanın mücadelesini veriyor. Bu konumda Millî Eğitim Bakanlığımızın hayata geçirilebileceği Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ni de anmak mümkündür. Bu model, dijital okuryazarlığı artırıldığı gibi aynı zamanda her yerde erişirken bu tür risklerden koruma sağlıyor. Çocuklarımıza çok boyutlu olanları sağlarken bu tür risklerden de korumaktadır. Burada, yalnızca Etkinliğe ulaşabilen değil; aynı zamanda erişilebilen, analiz edilebilen ve sağlıklı olarak yorumlanabilen bireylerin yetişmelerini sağlamak." tasarruf kullanıldı.

 

Bu yerde vatandaşın ve oyuncuların üzerlerine düşen sorumlulukları üstlenmeleri ve kendilerine bazı sorular sormaları kaydeden Duran, konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

"Bizim ve gençlerimizin dijital dünyada nerede olduklarınu gerçekten biliyor muyuz? Hangi platformları kullanıyorlar? Kimlerle iletişim kuruyorlar? Hangi içeriklere maruz kalanlar? sonuçlar nelerdir? Bu mecralarda maruz kalanlar, bunların artık başkalarının neler hissettiğiler? Bu çocuklarda artık herkesin, her okulda ve her kurumunda bulunacağıyla ilgili sorular olduğunu düşündüğün, çünkü dijital dünyada olanları korumanın yolu; onları kullanarak, Çocuk ve bir dijitalle buluşabilmektir. Hiçbirimiz kaçamayız. Bunun için yapılması gerekenler başında, aile içi iletişimin gelişmesi geliyor. Çocuklarımız ve gençlerimiz, dijital dünyada karşılaştıkları bir tehdit, bir zorbalığı, bir yanlış içeriğiyle paylaşılabilir olmalıdır. Takip ve denetim elbette önemlidir ancak bu denetimin baskı diliyle olması gerekir.

 

Çocuklarımızın bizden yaptıkları için susmamalı, bize güvendikleri için konuşulmalıdır. Bağımlılığa, dikkat dağınıklığına, uyku düzenine, sosyal kopuşa yol açan kontrolsüz ekran geçişine geçiş nasıl elzemse dijital okuryazarlığı denemek de o derece elzemdir. Çocuklarımızı dijital dünyadan koparamayız. O halde yapılması gereken, yaşayanların doğru, hesabının güvenilir, paylaşımının paylaşımsız olmadığını öğrettiği durumdayız. Bu, elbette ki onların doğru yanlış yanlış bilgiden ayrılabilmeleri bir uzun sahibi olmalarıyla mümkündür. Şu hususu hatırda tutmak çok önemlidir: Anlam, yardımlaşma ve hedef duygusu güçlü olan bir genç, dijital dünyanın zararlı etkilerine karşı dirençli olur."

 

Ailenin çocuğunun ilk güven alanı olduğunu belirten Duran; Sevgi, merhamet, sorumluluk, saygı ve ölçülü davranışın ailede öğrenildiğini söyledi.

 

"DİJİTAL DÜNYADA EDİLGEN VE KAÇAK BİR ROLDE SIKIŞIP KALMAMALILAR"

Duran, bugün dijital tehditlere karşı en güçlü koruyucu kalkanın da yine aileye işaret ediyor, "Çocuğuyla, onu dinleyen, ona zaman ayıran, onun dijital dünyasını uzakta, elbette çocukların dijital tehlikelerden daha iyi kişiler. Bağındığı yerde güçlenir. Ailenin sustuğu yerde olanlar. ve gençlerimiz, dijital dünyada edilgen ve terörist bir rolde sıkışıp kalmamalıdır. Hatta aksine her biri doğruyu arayan, samimi olarak sorgulayan, mahremiyetin sınırında bilen ve uygun olarak da saygılı olan ve faydalı içerikler üretebilen nesillerden, şahsiyetlerden bahsediyoruz." şeklinde konuştu.

 

İletişim Başkanlığı olarak teknolojik ilerlemenin getirdiği yeni sınavlara karşı milletin ve ülkenin dayanıklılığını maksimum düzeyde kesmeyi engellemediklerini bildiren Duran; medeniyet bilgilerini, tarihî uygulamaları taşırken teknoloji imkanlarından sonuna kadar yararlandıklarını ve faydalanmaya devam edeceklerini anlattı.

 

Duran, bunu yaparken teknoloji rüzgarında sürüklenmek yerine teknolojiye yön vermeyi hedeflediklerini dile getirmelerini kaydetti:

 

"Türk bağlantıları dünyasında mümtaz şahsiyetlerinden merhum Erol Güngör, bu sistemleri şu şekilde işaret ediyor: 'Teknolojik gelişme bir gün dünyanın her yerinde benzer bir hâle gelirse modern medeniyetin daha ileri ve yüksek bir seviyeye istihalesi için gereken filizler hangi toprakta yetişecek?' Bu soru, teknolojiye ayak uydururken millî ve manevi değerlerimizi, özgün kültürel varlığımızı korumamızın işaretlerini veren, son derece önemli bir sorudur. Ben aradaki medeniyetin tedavileri için gereken filizler, bu topraklarda yetişmektedir. Çocuklarımızın ve gençlerimizin bunu gerçekleştireceğinden hiçbir şüphem yoktur."

 

Güvenli, güçlü ve evde bir toplum inşa etme yolunda hep birlikte almayı sürdüreceklerini vurgulayan Duran, panelin bu alanda yeni açılımlar sağlama temennisinde bulundu.

KAYNAK: MEB

begendim
0
Begendim
bayildim
0
Bayildim
komik
0
Komik
begenmedim
0
Begenmedim
uzgunum
0
Uzgunum
sinirlendim
0
Sinirlendim
Reklam

Yorum Gönder

Yorumlar